İstanbul Cervantes Enstitüsü ve Turespaña tarafından düzenlenen “Mimarlık ve Bağcılık” etkinliği, üçüncü edisyonuyla İstanbul’da seçkin bir buluşmaya imza attı. La Rioja Turizmi iş birliğiyle Barceló İstanbul Oteli’nde gerçekleşen etkinlik, mimari estetik ile bağcılık kültürünü aynı çatı altında buluşturarak katılımcılara ilham veren bir deneyim sundu.
Mimarlık ve bağcılık, İspanya’da yalnızca üretim süreçlerinin değil, aynı zamanda yaşam kültürünün de bir yansıması olarak birbirini besleyen iki güçlü alan olarak öne çıkıyor. Çağdaş mimarların imzasını taşıyan üretim yapıları, estetik kurgularının ötesinde sürdürülebilirlik, teknoloji ve işlevselliği bir araya getiren yaklaşımıyla dikkat çekiyor. Bu yapılar, ziyaretçilerine yalnızca bir üretim alanını değil, aynı zamanda mekânın hikâyesini deneyimleme fırsatı sunuyor.
Etkinlik boyunca, bağcılık kültürünün yüzyıllara yayılan birikimi ile modern mimarinin yenilikçi dili arasındaki ilişki ele alındı. Geleneksel üretim merkezlerinden çağdaş mimari yapılara uzanan bu geniş spektrum, La Rioja bölgesinin kültürel ve estetik zenginliğini güçlü bir şekilde yansıttı. Katılımcılar, bağcılığın yalnızca bir üretim biçimi değil, aynı zamanda bir yaşam tarzı ve kültürel hafıza olduğuna tanıklık etti.Program kapsamında gerçekleşen sunum ve anlatımlar, uluslararası mimarlık stüdyosu James&Mau’nun mimarı, yöneticisi ve sahibi Diego Llorente Domínguez ile La Rioja Haro’daki Barrio de la Estación Derneği’nin koordinatörü Roberto Puras tarafından yürütüldü. Konuşmalarda, mimarlığın üretim alanlarına kattığı değer ve ziyaretçi deneyimini dönüştüren rolü öne çıkarıldı.
Diego Llorente Domínguez, mimarlığın bağcılık dünyasında giderek daha belirleyici bir unsur haline geldiğini vurgulayarak, üretim tesislerinin artık yalnızca işlevsel yapılar değil, aynı zamanda kültürel ve deneyimsel mekânlar olarak tasarlandığını ifade etti.
La Rioja bölgesi ise etkinlikte, doğal peyzajı, mimari çeşitliliği ve zengin kültürel dokusuyla bir destinasyondan öte, bütüncül bir deneyim alanı olarak tanıtıldı. Yüzyıllık üretim merkezleri ile çağdaş mimari ikonların bir arada var olduğu bu coğrafya, gastronomi ve kültürle iç içe geçmiş çok katmanlı bir yaşam sunuyor.
Etkinlik, iki gün boyunca farklı profesyonel grupların katılımıyla gerçekleşti. İlk gün turizm sektörü ve medya temsilcilerine ayrılırken, ikinci gün mimarlık profesyonellerini ağırladı. Her iki günde de Türkiye’deki İspanya Büyükelçiliği Turizm Müşaviri Gonzalo Ceballos tarafından gerçekleştirilen “İspanya’nın Bağ Rotaları: Birçok Rota, Tek Bir Destinasyon” başlıklı sunum büyük ilgi gördü.
Etkinlik, İspanya’nın kültürel üretim mirasını ve bu mirasın çağdaş mimariyle kurduğu güçlü diyaloğu İstanbul’da zarif bir çerçevede bir araya getirdi.



















































